BERGAMA’LI PHİLEMON İLE BAUKİS

  • 01 Haziran 2016
  • 1.507 kez görüntülendi.
BERGAMA’LI PHİLEMON İLE BAUKİS

BERGAMA’LIPHİLEMON İLE BAUKİS

Yunan mitolojisine göre Bergama’da birbirine dolanarak yükselip dal-budak salan ve bir yanı çınar, öteki yanı ıhlamur olan ulu bir ağacın öyküsüdür.
Efsaneye göre kendileri oldukça yaşlı ama aralarındaki sevgi, saygı ve aşkları hâlâ ilk günkü gibi taze ve capcanlı duran Philemon ile Baukis adlarında bir çift varmış. Her ne kadar ömür denen şey yüzlerini kırış kırış etmiş, bedenlerini ağırlaştırmışsa da ne gönüllerinin tazeliğini alabilmiş ne de sevgilerinin ateşini söndürebilmiş onların.
Kocası Philemon bağda, bahçede, tarlada ve harmanda çalışıp boncuk boncuk terler dökerken, karısı Baukis de ona yemek yapmak için küçücük kulübelerindeki ocağın başında terler dökermiş. Sonunda kendi küçücük variyetlerinin hem çalışanı hem de efendisi olan bu yaşlı karı-koca, küçücük kulübelerinin bir duvarındaki mevcut ocaklarının cömert ateşiyle ısınıp birbirlerinin gözlerinin içine baka baka sevgi taşırlarmış solmayan gönüllerine.
Derken günün birinde Zeus ile aynı zamanda oğlu olan çoban-tanrı Hermes misafir olmak isterler, yaşlı karı-kocanın köylerine. İnerler Philemon ile Baukis adlı yaşlı karı-kocanın Bergama Ovası’ndaki köylerine. Tanrı misafiriyiz diye çaldıkları her kapı, ev sahiplerinin sevgiye ve dostluğa kapalı olan yürekleri gibi kapanır yüzlerine. İki tanrının en son çaldıkları kapı, yaşlı karı-kocanın küçücük kulübelerinin kapısı olur. Hem küçücük kulübelerinin kapısı hem de sevgiyle dolu kocaman yüreklerinin kapı açılır tanrılara. Buyur edilirler içeriye. Eh! Vakit akşam, misafirler açtır diyerek kurarlar sofrayı. Otururlar, hep birlikte sofranın başına. Yenilir yemekler. İçilir şaraplar. Ama içildikçe azalması gerekirken küpteki şarap, içildikçe artmaya başlar. O andan itibaren yaşlı karı-koca, misafirlerinin sıradan insanlar olmadığını anlarlar

Ayağa kalkan Zeus, “gelin bizimle birlikte” der, yaşlı karı -kocaya. Çıkarlar hep birlikte kulübeden dışarı. Tanrılar önde, onlar arkada. Tırmanırlar, köyün hemen yanı başındaki tepenin yamacından yukarıya doğru. Tepeye çıktıklarında dönüp bakarlar geriye doğru. Aaa… O da ne? diyerek şaşırırlar gördüklerine. Çünkü köylerindeki evlerin tamamı sular içinde yüzerken, kendi küçücük kulübelerinin yerinde mermerden yapılma kocaman bir tapınak duruyormuş. Yaşlı karı-koca, kendilerine dileklerini soran tanrılara: “Şimdiye kadar birlikte olduk, bundan sonra da ayırmayın bizi” derler. Dileklerini kabul eden Zeus, yaşlı karı-kocayı kendi küçücük kulübelerinin yerine dikilen tapınağın bekçiliğiyle görevli kılar. Vakti, zamanı gelince de birlikte can veren yaşlı karı-koca, bir yanı çınar öte yanı ıhlamur olan ağaca dönüşürler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ